Hiç Olma Yolunda...
  Yaşadığın acı, umutsuzluklar, hüzün, hayal kırıklıkları, zorluklar, yalnızlık, depresyon, hayatından bir anda buhar olup yok mu olacak? Tabiki HAYIR! Peki buna rağmen yaşamayı istiyor muyum? EVET.. EVET... EVET...

Hiç Olma Yolunda…

 

Yaşayamadığımız ve hayallerimizde olan anlar, duygular ve hayatların yasını tutmak çok kolaydır. Hele ki bunları yaşayamadığımız için birilerini suçlamak çok daha kolay.

İstemeye ve dilek dilemeye gelince işler kolaydır ama bunları hayata geçirmek ve gerçekleştirmek zor. Zordur çünkü bilincimiz bunu böyle kabul etmiştir. Yapamayacağımıza inandığımız şeyler bizim için hep hedefte ve uzaktadır. Başkalarında bunları gördüğümüzde yaşadığımız koca bir pişmanlık olur.

O çok ister gibi davrandığımız okul vardır ya ama hiç çaba sarf etmeyiz, okuyamadığımız okul, çalışamadığımız o iş, çalışan herkesin işine mutlulukla gittiği o muhteşem iş, kazanamadığımız çok para,  evlenemediğimiz o kişi, diğerlerin tadını çıkarttığı o kahve bile insanların geneli için koca bir pişmanlık sebebi olmaya yeter!

Aslında sorun yaşayamadıklarımızda değil, bunları yapmadığımız için duyduğumuz pişmanlıktır. İnsanları rahatsız eden, olan biten değil, bu olup ve olmayan işlerle ilgili inandıklarıdır. Olanları nasıl algıladığımız ve yorumladığımızdır asıl sorun.


 

Birde o yapamadığımız için hayıflandığımız hayat ve kişilerin yasını tutarken o hayatların bizimkinden daha mı iyi, daha mı kötü olduğunu bilmezken!

O özendiğimiz pişmanlıklarla izlediğimiz hayatlar bir yerlerde yaşanıyor evet, ama bizde yaşamıyor muyuz? İşte asıl odak noktamız bu olmalı, yaşadığımız hayat!

Tüm dünyayı gezip, herkesle arkadaş olamayız, istediğimiz her mesleği yapamayabiliriz, ama o hayat ve okullarda hissedilenleri bizde kendi hayatlarımızda hissedebiliriz. Duygular aynıdır, hayatlar başka olsa da. Mesela; kazanmak, kazanmanın nasıl bir his olduğunu anlamak için illa Türkiye 1. Olmak gerekmiyor. 40 yaşında öğrendiğin bir yüzme de senin için o başarmışlık duygusunu hissettirir. Müzikten zevk alabilmek mesela; illa müziğin tarihçesini bilmek ve sesinin çok güzel olması gerekmez, her anında müziği hissederek ve onun sana verdiği huzuru yaşamakta müzikten duyacağın hazzı sana yaşatır.

Hayattan zevk alabilmek için hayatın her yerinde olman gerekmez, hayat senin içinde yaşadığın o an-‘larda..

Evinde koltukta, elindeki içeceğin tadını çıkarmak ve çalan müziği dinlemek hayatı yakalamak için yeterli. Olman gereken kişi zaten şu an senin şu andaki kişiliğin. Hissetmen gereken bu kendinin farkına varmak.

Daha dün geleceğin olmadığı berbat bir dünya diye düşünürken, bugün aynı hayat sana umut vaad etmiyor mu?

Yaşadığın acı, umutsuzluklar, hüzün, hayal kırıklıkları, zorluklar, yalnızlık, depresyon, hayatından bir anda buhar olup yok mu olacak?

Tabiyi HAYIR!

Peki buna rağmen yaşamayı istiyor muyum?

Tabiki EVET..

Yaşamayı öğrendim... Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an olduğunu, belki de aradaki bu bölümün ölümden çalınan zamanlar olduğunu artık öğrendim..


 


Ctrl
Enter
Hatalı bir Yazımı gördünüz?
yazıyı seçip Ctrl+Enter basarak yönetime bildirin.

Yorumlar

Minimum yorum uzunluğu 50 karakterdir. Yorum yaparak sizde etkileşime katılın
Sagra
Sagra
3 Ekim 2022 07:08
Beğendin mi? Evet 3 Hayır 0

İnsan bazen herşeyi bırakıp gitmek ister daha mutlu olacağına inandığı yerlere ama giderken kafanı bırakamazsın oraya da bu kafayla gidersin o yüzden kafayı değiştirdiğin anda dünyan değişir zaten yazınızda da belirttiğiniz gibi , yüreğinize sağlık 🙏🏻

Jüri Türkiye » Makaleler » Hiç Olma Yolunda...